Bir yanda tıp dünyasının en önemli icatlarından biri, diğer yanda ilk çıktığı dönemden beri ona karşı olanlar. Aşı, kendisine tamamen karşı olanlar dahil erişimi olan tüm insanların yaşam süresinin neredeyse iki katına çıkmasında en önemli tıbbi gelişmelerden biri. Bana kalırsa en dâhicesi.
Edward Jenner’ın 1700’lerin sonunda geliştirdiği ilk çiçek aşısından bu yana sonu çoğunlukla ölümle sonuçlanan ya da kalıcı komplikasyonlara yol açan pek çok salgın hastalığa karşı birçok aşı geliştirildi. Jenner’dan yaklaşık yüz yıl sonra tavuk kolerası, kuduz, tifo ve veba aşılarının bulunduğu yıllarda aşı karşıtlığı da kurumsal bir yapıya dönüşüyordu. Anti Vaccination Society’ler, Anti-Compulsory Vaccination Leauge’ler… Bu yapılar aşı karşıtlığının bayrağını hiç şüphe duymadan sallarken büyük çapta dezenformasyonun ve ilkesel olarak aşı karşıtı olmayan insanlardaki aşı kararsızlığının sebebi oldular.
Aşı kararsızlığı, aşı karşıtlığının kasıtlı yalancılığından ve kötü niyetinden farklı olarak genelde belli tip aşıları yaptırmaya duyulan çekinceyi ifade ederken sayıca daha çok insanı etkiliyor. Aşı karşıtlarının sayıca çoğaltmaya ve radikalleştirmeye çalıştığı insan topluluğu da bu aşı kararsızları oluyor. Yazıda bu iki olgu birbiriyle iç içe geçedursun; biz ikisinin de karşısında, aşı karşıtlığını topla tüfekle, aşı kararsızlığınıysa anlata anlata bitirmeye bakalım.
İnsanlar neden aşı karşıtı/kararsızı olur? Birçok sebepten. Temelinde değişikliğe duyulan korkunun yattığı bu sebepler arasında aşının dine uygun olmadığını, sonrasında daha farklı -genelde çok absürt örnekler olur- hastalıklara yol açtığını, etkisiz olduğunu, çocuklarının saf kanını “bozduğunu” düşünmeleri ve aşının zorunlu hale gelmesinden sonra bir şeye zorlanma hissinin kendileri için çok ağır gelmesi gibi saikler var. Son zamanlardaysa internetin bize sunduğu nimetlerden biri olarak yeterince uğraşıldığında insanları her şeye ikna edebilme gücü bulunduğundan, aşı karşıtları ilgi çekici argümanları ve her zaman satan “korku” empozesiyle kendilerine inanacak, söylemlerini yayacak, sayıca da fazla bir kitle bulmakta zorlanmıyor. Facebook’ta bir doktor/enjektör/hasta çocuk resmi üzerine siyah arka plan ve beyaz fontla yazılan “Bebeklere yapılan aşıların otizme yol açtığı ortaya çıktı.” gibi bir yazı yeterli olurken, Instagram ve Tiktok gibi mecralarda açıklamalı videolarla daha parlak akıllar ikna edilebiliyor. Tabi kapitalist üretim biçiminin, düşünen-sorgulayan-araştıran “insan” yerine, sorgulamayan-inanan “tüketici” yetiştiren eğitim sisteminin insanları bilimsel düşünceden uzaklaştırarak metafizik ve akıl dışı düşüncelerin etkisine açık bırakıyor olması tüm bunlara zemin hazırlıyor.¹
Şimdi aşı karşıtlarının argümanlarına ve onlara cevaben gerçeklere Prof. Dr. Alpay Azap’ın Klimik dergisinde yayınladığı yazıdan alıntılar yaparak değineceğim.²
İddia 1: Hastalıklar, sağlıklı yaşam koşulları ve temiz gıda/su temini sayesinde aşılamalardan önce ortadan kalkmaya başlamıştır.
Daha iyi yaşam koşulları ve tıbbi gelişmeler halk sağlığını iyileştirdiyse de, grafiklere baktığımızda bir hastalığın görülme sıklığı ve hayatta kalma oranının aşı lisansının alınıp aşının zorunlu hâle gelmesiyle nasıl dramatik oranda değiştiğini görebiliyoruz.

İddia 2: Bir salgın ortaya çıktığında hastalanan kişilerin çoğu aşı olanlardır. Aşı etkisizdir.
Nüfusun çoğunluğu aşılı olduğundan hasta olanların sayıca çoğu doğal olarak aşılı olanlar olacaktır. Örneğin bir okulda kızamık salgını olduğunda aşılı olanların %5-15’i hasta olacakken aşılı olmayanların %100’ü hasta olur. Ama aşılı öğrenciler okulun %90’ını oluşturduğu için hasta olan aşılı sayısı aşısızdan yüksek çıkar. Yani düpedüz bir oran-orantı çarpıtma manipülasyonu.
İddia 3: Aşı olmaktansa hasta olmak daha iyi ve koruyucudur.
Hastalığı geçirmek aşı kadar ya da aşıdan daha fazla koruyuculuk sağlayabilir, ancak hastalığı geçirebilmeniz ve muhtemel yan etkilerini kabul etmeniz gerekir. Bahsi geçen aşısı olan hastalıkların ensefalit, körlük, zeka geriliği, sinir hasarı, kalıcı felç, kanser ve ölüm gibi ağır bedelleri olabilir. Aşıysa hastalığa sebep olmadığından geçici ufak yan etkiler dışında komplikasyona sebep olmaz. Bunun yanında hastalığı geçirmek bulaşıcıyken, toplumu aşılamak hastalığı tümden ortadan kaldırabilir.
İddia 4-5: Küçük bebeğe çok sayıda aşı yapmak (çok ve çeşitli antijen vermek) bağışıklık sisteminin çalışmasını bozabilir. – Bebeklere ilk iki yaşta çok aşı yapmaktansa anne sütü vermek yeterlidir.
Bebekler doğduğundan beri aşının kontrollü antijenik uyarımına nazaran çok daha fazla sayıda yabancı antijene maruz kalırlar. Yapılan çok ve çeşitli aşının bebeğe zarar vermediği ve yan etkilerini arttırmadığıysa bilimsel çalışmalarca gösterilmiştir.
Anne sütü hekimlerce bebeğin ilk aşısı olarak tanımlanıp bebeği çeşitli enfeksiyonlardan koruyorsa da tek başına kızamık, kızamıkçık, tetanoz, difteri gibi öldürücü hastalıklardan koruyamaz.
İddia 6: Ülkemizde aşıyla önlenebilir hastalıklar kaybolmaya yüz tuttuğu için çocuklarımıza aşı yaptırmamıza gerek yoktur.
Ülkemizde aşıların doğan bebeklerin %90’ından fazlasına yapılıyor olması sayesinde, çocukluk çağı hastalıklarının çok azaldığı doğru. Ancak aşılama oranlarının biraz azalması, örneğin kızamık için %95’in altına düşmesi salgın görülmesi için yeterli oluyor. Ayrıca hâlen dünyanın pek çok bölgesinde bu hastalıklar görülüyor ve artan seyahatler, göç ve mültecilik gibi nedenlerle sınırları kolayca aşabiliyor.
İddia 7: Aşıların içinde koruyucu olarak cıva ve alüminyum gibi tehlikeli maddeler bulunur.
Aşıların içinde insan vücudunda birikerek zehir etkisi gösteren metil-cıva değil, vücuttan hızlıca atılan etil-cıva bulunur. Bu nedenle insanda toksik etki yapacak doza ulaşamaz.
Alüminyum ve skualen gibi aşıların etkisini arttıran (adjuan) maddeler ise doğada çok yaygın olarak bulunurlar ve insanlar zaten aşılarda karşılaştıkları adjuanlardan çok daha fazlasını günlük hayatta alırlar. Bilimsel araştırmalar da aşılardaki adjuanların insana zarar vermediğini göstermiştir.
İddia 8: Aşılar güvenli değildir, pek çok aşının tehlikeli yan etkileri vardır.
Lisanslı bir aşı kullanıma başlanmadan önce çok sayıda deneme aşamasından ve testten geçirilir, kullanıma sunulduktan sonra da düzenli olarak yeniden değerlendirilir. Aşılar çok güvenilirdirler. Elbette aşıların çok nadir ciddi yan etkileri (kabaca yüz bin-milyonda bir olasılıkla) olabilir ancak aşılanmama açıkça çok daha tehlikeli ve zararlıdır.

İddia 9’a (kişisel tercih argümanı) daha sonra değineceğimden atlıyorum.
İddia 10: Aşılarla ilgili yan etkilerin bilinmesine aşı firmaları engel oluyor.
Aşı uygulamaları bağımsız bilimsel kuruluşlar (DSO, Avrupa Hastalık Kontrol Merkezi, CDC vb.) ve ulusal sağlık otoriteleri tarafından günü gününe izlenmektedir. En ufak bir şüphe oluştuğunda bağımsız bilim insanlarından oluşan komisyonlar kurularak araştırılır, bilimsel ortamlarda şeffaf bir şekilde paylaşılır, tartışılır ve sonuçlar tüm hekimlere ve sağlık çalışanlarına duyurulur. Bu açıdan aşılarla ilgili gizlenen bilgiler olması mümkün değildir.
Sonuçta ne olursa olsun insanlar hâlâ en çok hekimlere, hemşirelere ve sağlık çalışanlarına güveniyorlar; bu da omuzlarımıza sorumluluk yüklüyor. Biliyoruz ki ne aşılanma bireysel bir tercih, ne de aşılama keyfi bir baskı. Ne kadar istesek de kimseyi sadece o kişi sağlıklı olsun diye zorlamıyoruz, aşılama halk sağlığını tümden etkileyen bir mekanizma. Bildiğimiz gibi: Salgın hastalıkları yapan mikroorganizmalar yaşamlarını sürdürecek ve sürekli değişecek konak olmadan hayatta kalamazlar, insanlar aşılandığında vücutları bağışık olduğundan bu mikroorganizmalar başka konağa geçemeden onları öldürürler. Böylece yalnızca herkesi aşılayarak bu hastalıklara karşı en iyi mücadeleyi verdiğimizi söyleyebiliriz, çünkü aşısız insanlar bu mikroorganizmalar için taşıyıcı görevini de görür. Bugün aşı yaptırmayan az sayıda insan da hayatta kalabiliyorsa sebebi kalan herkesin aşılı olmasıdır (toplum bağışıklığı). Bizlere düşen aşı karşıtı dezenformasyona karşı bilimi savunmak ve dünyanın her bölgesinde zengin-fakir demeden herkese ücretsiz aşı yapılması için kavga vermektir. Aşılar ve tüm tıbbi gelişmeler bütün insanlık içindir.
Kaynaklar:
- ¹ ² Aşı Karşıtlarının İddiaları ve Gerçekler – Prof. Dr. Alpay Azap








