Malpraktis; “bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi” anlamına gelir.1 Hekim ya da sağlık çalışanı hatasından dolayı meydana gelen zarar genellikle yargı konusu olmakta, hekim/sağlık kuruluşu ile hasta arasındaki ilişkiyi hastanelerden mahkeme salonlarına taşımaktadır. Peki sadece hukuk –yasalar, mahkeme kararları- malpraktis davalarını çözebilir mi?
Hukukun malpraktis davalarına yaklaşımına geçmeden önce hekim hatalarına yol açan süreçleri irdelemek gerekiyor.
Malpraktise Yol Açan Etkenler
Gündelik hayatta sıkça karşılaştığımız “Hastane randevusu bulamıyorum.” serzenişleri sağlık sistemindeki yetersizliği gözler önüne seriyor. Hastane, hekim ve sağlık çalışanı sayısının yetersizliği; binlerce yurttaşın sağlık hizmetlerine erişiminin önünde engel teşkil ederken mevcut sağlık emekçilerine de inanılmaz bir iş yoğunluğu dayatıyor. Türkiye sağlık sistemiyle ilgili bazı veriler sağlık emekçilerinin nasıl bir iş yoğunluğu içinde çalıştığını anlamaya yardımcı olacaktır: 2022 verilerine göre hastanelere toplam 850 milyon başvuru yapılmış durumda. Nüfusu düşünce kişi başı yılda on başvuru çok da yüksek bir sayı gibi görünmeyebilir. Birçok Avrupa ülkesinde de benzer rakamları görmek mümkün: Kişi başı hastaneye başvuru sayısı Almanya’da 9,8 ve İtalya’da 10,4.2 Avrupa ülkeleriyle Türkiye arasında makasın açıldığı kulvar ise doktor ve hemşire sayıları. 100 bin kişiye düşen doktor sayısı Almanya’da 453, İtalya’da 411 ve çok daha az gelişmiş bir ülke olan Macaristan’da 330 iken Türkiye’de sadece 218. Tüm bu verilerin gündelik hayata yansıması ise beş dakikaya kadar inen muayene süreleri. Beş dakika değil nitelikli sağlık, hastalığa doğru teşhisi koymak adına kritik olan hastalığın öyküsünü dinlemeyi dahi mümkün kılamaz. WHO (Dünya Sağlık Örgütü); ideal süreyi 20 dakika olarak belirlemişken 5 dakikada teşhis, tetkik ve tedavi beklenen doktorların hata yapması kaçınılmaz hale geliyor.
Hastanelerdeki yoğunluğa yol açan faktörlerden birinin de önleyici tedavi uygulamalarının yetersizliği olduğunu söylemekte fayda var. Ayrıca yoksulluğun yol açtığı ruhsal ve fiziksel marazalar kendini toplumsal her alanda olduğu gibi hastanelerde de gösteriyor.
Malpraktise yol açan temel etkenlere değindik. Bu yoğun çalışma temposunun yarattığı başka problemler de var. Örneğin birçok hekim bu yoğun tempoda çalışmak yerine görece daha iyi imkanlar sağlayan özel hastanelerde çalışmayı tercih edebiliyor. Yine birçok hekimin uzmanlık tercihleri yaparken en çok dikkate aldığı konular arasında bu çalışma yoğunluğu ve malpraktisle karşılaşma ihtimali yer alıyor. Mesleğe yeni başlayacak hekimler malpraktis riskinin görece daha az olduğu alanları tercih ediyor. Hekimlerin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanan malpraktis tehdidi hem -zaten zor koşullarda yapılan- hekimliği hem de toplumun nitelikli sağlık hizmeti almasını zorlaştırıyor. Sistem, hekimi en doğru olana değil, malpraktis kaygısından dolayı en risksiz ve en kolay olana iterken nitelikli sağlık hizmeti almak isteyen yurttaşı da özel hastanelere yönlendiriyor.
Yasalar Ne Diyor?
Son yapılan değişiklikler ile sağlık emekçileri hakkında yaptıkları hatalı tıbbi işlemlerle soruşturma izni verildiği takdirde yargılama yapılabiliyor. Bu soruşturma iznini Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu verebilmektedir. Bu kurul Sağlık Bakanı tarafından belirlenen bakan yardımcısı, sağlık hizmetleri, kamu hastaneleri, hukuk hizmetleri, yönetim hizmetleri genel müdürleri ve yardımcıları; profesör veya doçent unvanlı biri dahili diğeri cerrahi branştan iki hekimden oluşturulur. Kurulun yapısı görüldüğü üzere sağlık emekçilerinden çok bakanlık bürokratlarından oluşmaktadır. Bu kurulun karar alırken uyacağı herhangi bir ölçüt de belirlenmemiş durumda. Bu muğlaklığın yarattığı durum şöyle özetlenebilir: Hatalı bir uygulamada bulunan sağlık emekçisi hakkında soruşturma izni verildiğini, yargılandığını ve tazminat ödemeye mahkum edildiğini varsayalım. Yasaya göre idare bu tazminatı ödeyecek fakat bu tazminatın ne kadarının sağlık çalışanına -ya da mesleki sorumluluk sigortası kapsamında sigorta şirketine- rücu edeceğine bu kurul karar verecek. Peki neye göre karar verecek? Anlaşılan sağlık bakanlığı bürokratlarının keyiflerine göre.
Sağlık emekçileri, hastalar veya temsilcilerinin görüş ve taleplerine kulak tıkanarak hazırlanan bu yasanın da malpraktis davalarına çözüm getirmeyeceği çok açık. Genel olarak toplum sağlığını önceleyen bir politika -daha doğru, daha makul- uygulanmadığı sürece hukuki düzenlemelerin de meseleye ancak sınırlı bir katkısı olacaktır. Sağlık emekçilerinin hata yapmasının mümkün olduğunca önüne geçebilmek; önleyici sağlık hizmetleri verebilmek, iş yoğunluğunun insani düzeye düşürülmesi ve yine de meydana gelebilecek hata ve ihmaller içinse sağlık emekçilerinin sendikal temsilcilerinin, hasta temsilcilerinin görüş ve önerileri doğrultusunda hazırlanacak yasalarla ancak mümkün olabilir.
Kaynakça:
- TTB, Hekimlik Mesleği Etik Kuralları, Madde 13 ↩︎
- https://tr.euronews.com/2023/09/24/turkiye-kisi-basina-dusen-doktor-sayisinda-avrupada-sonuncu ↩︎








