Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük özel sağlık sigortası şirketinin CEO’su Brian Thompson, 4 Aralık 2024 sabahı vurularak öldürüldü. Cinayet şüphelisi 26 yaşındaki Luigi Mangione, günler sonra gözaltına alındığında suçu itiraf etti. Medyada büyük yankı uyandıran bu cinayeti tam olarak anlamak için Amerikan sağlık sistemini incelemek gerekir.
ABD’de kamu ve özel olmak üzere iki çeşit sağlık sigortası bulunmaktadır. Kamu sağlık sigortaları, 65 yaş üstü vatandaşların sağlık masraflarının bir kısmını karşılayan Medicare ve düşük gelirli ailelerin sağlık hizmetlerinden daha rahat yararlanmalarını sağlayan Medicaid olmak üzere iki türdür ve bu iki sigorta da, ikisini birden almaya uygun olsanız bile, bakıldığında fazla bir avantaj sağlamamakta ve size ödenmesi gereken onlarca fatura bırakmaktadır. Ambulansla hastaneye ulaşmak için, yaşamanız için gerekli birtakım ilaçları satın almak için, hayat kurtarıcı ya da hayat kalitesini artıracak olan ameliyatlarınız için ve daha birçok durum için cebinizden ödemeniz gereken yüklü miktarda paralar bulunmaktadır ve eğer bu iki kamusal sigortaya uygun koşulları sağlamazsanız ya sigortasız kalıp hasta olmamaya çalışmak zorundasınız(kanser, genetik hastalıklar, diyabet gibi önlemle kaçınılmayacak hastalıklarda bile tedavi için para talep edilir), ya da özel sağlık sigortalarına yönelmelisiniz.
Çoğu Amerikalı, işverenleri tarafından sağlanan sigortadan yararlanmaktadır. İşverenler özel bir şirketle anlaşır ve ödemeleri işçilerle bölüşürler. Bu sigorta da beklenildiği üzere çoğu harcamayı kapsamamaktadır.
Ayrıca, özel sigorta şirketlerinin kârlarını maksimize etmek için çoğu başvuruyu geri çevirdikleri de bilinmektedir. Upuzun bir listede bulunan durumlardan (konjenital kalp hastalıkları ve otizm gibi durumlar dahil) muzdarip başvuranlar geri çevrilmekte ve şirket çalışanları, ne kadar fazla kişiyi kabul etmezlerse o kadar çok prim almaktadırlar. Bunun yanında önceden geçirdiğiniz ciddi hastalıklara, kullandığınız ilaçlara göre kabul edilmeme ihtimaliniz artıyor. Hatta sağlık hizmetlerinden yararlanmasanız da “aklı başında bir insanı hastaneye gitmeye itecek bir sağlık sorunu” geçirmeniz durumunda da reddediliyorsunuz.
Kaza geçirdiniz ve ambulans çağrıldı, “önceden kararlaştırılmış bir harcama” olmadığı için şirket ambulans parasını ödemiyor. Sırf bir sigortaya dahil kalabilmek için işinizden ve işvereninizden kopamıyorsunuz. Duvarlar üzerinize gelmeye başlıyor, akıl sağlığınız için hastaneye başvursanız bile “belli bir tarihten süregelen depresyon hâli”niz olduğu için sigortanız bunu da karşılamıyor. Borca batıyorsunuz ve ev alamıyorsunuz, başınızın çaresine bakamıyorsunuz ve bir şekilde hastalanıyorsunuz. Sigorta bunu da karşılamıyor. Elde edilen tüm para, patronların cebine giriyor.
1912’de Roosevelt hükûmetinde düzenlenmeye başlanan kamusal sağlık politikaları, üzerinden bir asır geçmiş bile olsa yine halka yetemiyor, yetmeye çalışmıyor ve vatandaşın sağlığını devletin üstlenmesi gerekirken özel şirketlere bırakıyor. Alınan vergi, en önemli sayılabilecek kamu hizmeti olan sağlığa yatırılmıyor. 11 Eylül saldırılarında gönüllü olarak arama kurtarma ekiplerine katılıp göstermelik mitinglerde “kahraman” ilan edilen vatandaşlara bile, kendi canlarını hiçe sayıp sayısız insanı kurtarsalar da, resmî polis ya da itfaiye teşkilatlarına dahil olmadıkları için hiçbir yardım yapılmıyor.
Luigi’nin hedef aldığı UnitedHealthcare özelinde konuşmak gerekirse, diğer tüm şirketler gibi kâr elde etmeyi temel amaç edinmesinin yanı sıra, olaydan bir süre önce yapay zeka destekli bir “sigorta programı tahmin sistemi”ni yürürlüğe soktuğunu belirtmek gerekiyor. Bu sayede başvurmayı düşünen müşteriler, önce bu programı kullanarak kabul alıp alamayacaklarının yakın bir tahminini görebiliyor. Tabii ki şimdiye kadarki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, özel sigorta şirketleri sunmaları gereken hizmetlerden en çok nasıl para kısabileceklerini düşünerek en “az sağlıksız” başvuruları kabul ediyor. Bu yapay zeka ile de telefonda ya da yüz yüze konuşma olmadan, değerli şirket zamanından çalınmadan, bu işlem yapılmış oluyor. Başvuruların neredeyse hiçbiri kabul olmuyor ve yine de herkes için sağlık sloganları şirketlerce benimseniyor.
Luigi, spondilolistezis hastası olduğunu söylemiştir ve radyografi görüntüleri erişilebilir durumdadır. Bu, bel ve kuyruk sokumu omurlarının birbiri üzerine hareketi sonucu oluşan bel kayması durumudur. Tüm ücretler göz önünde bulundurulduğunda bile, zengin bir İtalyan ailesinin çocuğu olan Luigi’nin motivasyonunun kendi sağlık sigortasını karşılayamayacak olması pek olası değil. Özel bir liseden birincilikle, mühendislik fakültesinden onur öğrencisi olarak mezun olup tüm hayatını refah içinde geçirebilecek, her şeye sahip gibi gözüken birini bile böyle bir suç işleten bir sistemden bahsediyoruz.
Olay yerinde bulunan kurşunların üzerinde “ertele, reddet, savun” (ing.: Deny, Defend, Depose) kelimeleri yazılı bulunmuştu. Bunlar, sigorta şirketlerinin uyguladığı söylenen taktikler; geçerli sigorta taleplerini erteleyip reddetmek, hesap sorulduğunda da mahkemede yeminler ederek kendilerini savunmak. Bu üç kelime, gözaltı haberinden sonra halk tarafından grafitilerle duvarlara, afişlere ve protesto pankartlarında da görülmeye başladı. Halktan cinayetin hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağını söyleyenler olduğu gibi Luigi’ye hak verenler ve derhal salıverilmesini isteyenler de vardı. Politikacılar ise beklentinin dışına çıkmayarak şiddetin hiçbir şeyi çözmeyeceğini tekrarladılar, Demokratlar biraz daha nötre yakın yorumlar yapmaya çalışsa da özellikle yeni başkan Trump ve kabinesi, sosyal medyada Luigi’ye verilen desteği “bir hastalık” olarak nitelendirdi. “Şiddetin hiçbir şeyi çözmediğini söyleyenler sadece korkaklar ve istismarcılardır. Diğer hiçbir iletişim teşebbüsü işe yaramadığında şiddet, hayatta kalmak için gereklidir.” (Goodreads’de Ted Kaczynski’nin manifestonun altına yaptığı yorum.)
Bu suçun Amerikan halkında kalıcı bir fikir dalgasının yayılmasına sebep olup olmayacağını zamanla göreceğiz, çünkü zamanımızda pek çok önemli politik olay birkaç ay sonra hiç yaşanmamış gibi davranılıyor. Özellikle protesto etmenin bu denli zor olduğu ABD’de Trump’ın ikinci döneminde sağlık alanında yapılan düzenlemelerin nasıl olacağını öngörmek biraz zor. Bu denli büyük bir cinayetin hangi koşullar altında meşru sayılabileceği tartışmaya açık olabilir. Şiddet asla cevap değildir belki ama unutulmamalıdır ki her etkiye bir tepki ortaya çıkar.
Yazıyı, Luigi’nin manifestosuyla sonlandıralım.
[…] Travmalar için özür dilerim ama bunun yapılması lazımdı. Açıkçası bu parazitler kaşınıyordu. Hatırlatayım: ABD sağlık hizmeti dünyada birinci sırada, ama yaşam beklentisinde zar zor kırk ikinci sıradayız. United [Healthcare]; Apple, Google ve Walmart’tan sonra ülkedeki en büyük firma. Şirket büyüdü ve büyüdü, ama yaşam beklentimiz arttı mı? Hayır, işin aslı bu şirketler çok güçlendi ve ülkemizi kâr elde etmek için istismar ediyorlar, çünkü Amerikan halkı buna izin veriyor. Tabii ki sorun çok daha karmaşık ama yerim kalmadı, ayrıca tüm argümanı sunmaya uygunmuşum gibi de davranmayacağım. Ama yolsuzluk ve açgözlülüğü onlarca yıl önce öne seren birçok kişi vardı (Rosenthal, Moore vb.) ve sorunlar var olmaya devam ediyor. Bu artık farkındalık meselesi değil, güç oyunları olduğu çok açık. [Bunlarla] bu denli dürüstçe yüzleşen ilk kişi benim.
** Vakayla ilgili 17 Aralık tarihinde Amerikan televizyonu HBO Max’te yayınlanacak bir belgesel olacağını da söyleyelim – Türkiye’den erişimi ne kadar mümkün olur bilemesek de.
Kaynakça:
- A (Brief) History of Health Policy in the United States (makale), Katherine Smith, 2023
- Sicko (belgesel), Michael Moore, 2007
Olayla ilgili bilgiler haber sayfalarından düzenlenmiştir.







