Alternatif tıp, bilimin metotları ile teorize edilip kanıtlanmamış, etkinliği deneylerle ortaya konmamış tüm tedavi denemelerini başlığı altında toplar.

Bilgi kaynağını yahut fikirlerini Orta Çağ inanışlarından, büyücülükten, toplumsal gelenekselleşmiş hurafelerden ve sözdebilimlerden alan alternatif tıbbın içerisinde kocakarı ilaçları, falcılıkla iyileştirme (Bu özellikle ruhsal sıkıntılar ile alakalı falla tavsiyede bulunmayı içeriyor gibi görünüyor.), reiki, meditasyon gibi birçok telden yöntem bulunur. Bu tip tedavi yöntemleri, toplumda değişik dönemlerde az ya da çok kullanılan, taraftar toplayan yöntemler olabilirler. Bu gibi dönemlerde insanlar büyüye, yıldız haritalarına, Orta Çağ’ın diğer inanışlarından olan burçlara, evrene mesaj göndermeye, kuantum falına inanabilirler. Bu yöntemlerde tam olarak hangi eğitimlerden geçtiği belli olmayan ve tedavisinin nedenselliğine dair çok derinlikli bilgi aktarmıyor olsa dahi tedavi ediciliği ile alakalı savları olan ‘’uzman’’ ya da ‘’uygulayıcılar’’ toplumda türeyebilir ve bunu bir geçim kaynağı olarak kullanabilirler. Sundukları bu yöntemler toplumdaki kabul seviyesine göre maddi kaynak olarak ciddi yer tutabilir. Fal, burçlar, manifestolamak gibi gerçekliğe dair avutucu tezahürler ve daha tolere edilebilir yaşam ve Dünya algısı sunan inanışların yayılmasının asli sebebi toplumsal sıkışmışlıktır ve bu, beynelmilel bir kavramdır.

Buenos Airesli yazar Roberto Arlt, “Yedi Deliler” kitabının ana karakteri olan Erdosain’in (O anda ekonomik ve toplumsal olarak gerilemiş, yıkık bir ülkede yaşayan bir işçidir Erdosain.) patronuna borcu ile ilgili derdinin çözüm arayışını şöyle anlatır:

‘’…Akşam oluyordu, Erdosain birdenbire kendisini bu korkunç durumdan kurtaracak tek gücün Yıldız Falcısı olduğunu anımsadı. Buna olan inancı, tüm düşüncelerini harekete geçirdi. Belki falcının parası vardı. Hatta onun ülkeye komünist propaganda yapmak için gönderilmiş bir Bolşevik ajanı olmasından kuşkulanıyordu çünkü baştan sona tuhaf bir devrimci toplum planı vardı…’’

Bu ironik paragraf, o sırada devrimci çalkantılar içindeki Güney Amerika’da yaşayan Erdosain’in falcıdan umduğu medeti 3 seçenekte sınırlamaktadır: Falında çıkış yolu görebilir, parası olabilir ya da devrimi ülkesine getirecek bir Bolşevik olabilir.

Bu anekdotu kendi ülkemize uyarlayacak olursak, toplumumuz sağlığını korumak için aradığı çıkış yolunda, yıldız falcısının falcılığından medet umuyor diyebiliriz.

Türkiye’de AKP’nin sağlık politikaları ile, sağlığa ulaşmak giderek zorlaşmakta. Emekçilerin kötüleşen ekonomi ve giderek artan sağlık giderleri ile bilimsel tıbbi yöntemlere ulaşımı giderek daha zor hale geldi. Özel hastaneler açlık sınırında yaşayan emekçi yığınları için bir seçenek değil. Dahası, sigorta sistemi de patladığı için çalışan kesimler her geçen gün tıbbi tedavilere daha çok para ödüyor, yani yıldız falcısının parası olamaz.

80 Darbesi’nden beri ülkenin çehresi oldukça değişti. Artık 28 Şubat, 15 Temmuz, Gezi Direnişi’nin bastırılmasının yarattığı korku tiranlığında, “ortanın solu”na bile alan tanınmıyor. Bütün sol düşünceler yasaklanmış durumda. Sol, toplumla göbek bağını kurabilmiş değil. Bu iklimde yıldız falcısı bir devrimci de olamıyor.

Geriye ekonomik ve siyasal olarak çökmüş, korku ve umutsuzluk ile mayası değiştirilmiş, akılcı ve bilimsel eğitim hakkı, doğru haber alma hakkı elinden alınmış, safsata inanışlar ile gerçeği görmesi engellenerek bastırılmış çaresiz bu toplumun elinde, falcının yıldızlara bakmaktan başka çaresi yok.

Avunmanın, sağlık arayışının ve hayata dayanabilmenin çaresini Orta Çağ inanışlarının ezoterizminde bulan bir toplumda alternatif tıbbın şarlatanlarına gün doğmasından doğal bir durum olamaz.