Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık ayı olan ocağı geride bırakırken bu seneki bireysel ve toplumsal sağlık hedeflerine bir yenisini ekleyelim: HPV aşısı farkındalığını artırmak.
HPV (Human Papillomavirus), genellikle cinsel yolla bulaşan ancak ciltten cilde temas ya da nadiren de olsa umumi tuvaletler yoluyla da bulaşabilen bir DNA virüsü. Rahim ağzı kanseriyle olan ilişkisi ise şu: Rahim ağzı kanseri olan kadınların %99.7’sinde HPV bağlantısı bulunuyor. Yani rahim ağzı kanserinin doğrudan sebebi. Tip 16 ve 18 (Türkiye’de görülme sıklığı %75,4) bunların %70’inden sorumluyken kalan tiplerden yüksek riskli olanlar da (6, 11, 31, 33, 45, 52, 58) piyasada bulunan Gardasil 9’lu aşının kapsamında var. Buna göre piyasadaki 9’lu HPV aşısı, rahim ağzı kanserini %100’e e yakın oranda önlüyor. Buna rağmen ülkemizde her yıl yaklaşık 2100, dünyadaysa 500 bin yeni rahim ağzı kanseri tanısı konuyor. HPV aşısı vajina, vulva, anüs, penis, ağız ve boğaz kanserlerine karşı da bir ölçüde koruma sağlıyor. Aşı kapsamındaki HPV tip 6 ve 11 ise genital siğillerin %90’ından sorumlu. Peki bu kadar etkili bir aşı geliştirilmişken ona neden ulaş(a)mıyoruz, şimdi inceleyelim:
1. HPV Aşısı Almak Yerine Kira Ödemek
Halkımız pek bilinçsiz olduğundan, dozu 4 bin TL’den toplam 12 bin TL tutacak HPV aşısını hızlıca alıp vurdurmuyor. Yüzde 43’ü artık 22.104 TL olan asgari ücretle geçinen halkımız kendini sayısız riskten koruyacak bu aşıyı yaptırmak yerine kira, mutfak, fatura, kredi kartı borcu, okul giderleri gibi kalemlerle oyalanıyor. Fahrettin Koca 2022’de yaptığı açıklamada HPV aşısının ücretsiz olacağı vaadini vermişti, ama sanıyoruz ki halkımızın bunca parayı saçıp savurma halini görünce bu bütçeyi daha faydalı yerlere -toplum sağlığı için dur durak demeden çalışan özel hastaneler(in)e teşvik, halkımızın ahiretteki sağlığını da gözetmek için sağlık bakanlığına yerleştirilmiş çalışkan cemaat üyelerine destek gibi- aktarma gereği görmüş. Yeni bakanımız Kemal Memişoğlu’ysa menzili genişleterek bu tür harcamaların bütçesini iyice artırmak için hekimler ve sağlık çalışanlarının maaşlarını düşürüyor, e zamanı gelmişti.
2. Ahlakımızın Bozulma ve Hatta Yok Olup Bitme Riski
HPV aşısının en etkili olduğu zaman daha cinsel aktivite başlamadan ve virüse daha hiç maruz kalmadan, 9-14 yaş aralığında olabilir. Ama bu cinsel yolla bulaşan virüsten koruyan aşıyı olduklarında ya çocuklarımız hemen cinselliğe ilgi duymaya başlarsa? Zaten cinsel eğitimimiz gereğinden de iyi olduğundan çocuklarımız HPV aşıları olmadığı için cinsel hastalığa yakalanma riskinden bu konulara bulaşmıyorken onların önündeki seti kaldırmaya gerek var mı? Ya da HPV aşısı yaptıran yetişkinler, onların kesin çok aktif cinsel hayatı mı vardır? Hayır, olsa da ne fark eder? AKP’nin yıllar süren muhafazakarlaştırma politikaları sonucu insanların ve hatta bazı gençlerin bile cinselliğe ve sekse olan yaklaşımları oldukça hoşgörüsüz ve çağın çok gerisindeyken HPV aşısının toplum genelinde yapılmasına da bireylerin kendi başlarına yapmasına da tepki geliyor. Mesela sağlık bakanının ‘’HPV aşısı ücretsiz olacak.’’ müjdesini verirken ‘’HPV aşısının uygulanması konusunda bir çekincemiz asla yok, ancak ülkemizin sosyal gerçekliklerinden kopuk kararlar alınmasının kimseye bir faydası yok. Yaptığımız planlamaya göre, yaş gruplarını ve medeni hal durumlarını dikkate alan bir plan hazırlığındayız.’’ da demesi gibi bir muhafazakarlaştırma politikası. Çok basit bir eğitim meselesiyken Fahrettin Altun’un sosyal medyadaki rende hesapları ve siyasal islamcılar el ele vererek bu aşıyı radikalize etmeyi başardılar. Bugün şehir hastanelerinde erkek olduğu için kadınları jinekolojik muayene etmeyen, smear testi almayan jinekologlar da varken biz bu sağlığı nereye koyalım bilemedik.
3. Duymamış Olmamız, O Ne Ki?
Sezaryen doğum yapan kadınları vajinal doğum yapanlarla kıyaslayıp başarısız ilan eden kamu spotları yapmak ve ülkenin her yerine devlete ait platformdaki ölü yıkayıcı dizisinin reklamını asmak gibi masraflar olduğundan sanıyoruz rahim ağzı kanseri ya da HPV aşısıyla ilgili bir farkındalık oluşturmaya olanak kalmadı. Olsa da zaten ‘’20-30 bin TL maaşınızın 12’sini şöyle süper bir aşı var, onu yaptırmaya ayırın.’’ demeye utanmış olabilirler. İstanbul, Ankara, İzmir ve Muğla Belediyelerinin sosyal yardım alan bireyler için başlatmış olduğu ücretsiz HPV aşısı kampanyası yine de ülke genelinde ses getirdi, aşının meşruiyetini de artırdı. Tabi Türkiye bu illerden ya da yoksullar sadece sosyal yardım alanlardan oluşmadığı için aşının acilen ulusal aşı takvimine alınması gerekiyor.
Rahim ağzı kanseri için bir başka konu da erken teşhis. Erken teşhis edildiğinde tedavinin başarı oranı çok yüksek. Ancak düzenli smear testi yaptırmak hem aşıdan daha zahmetli, hem aşı konusunda ortaya çıkan çekincelerden çok daha fazlası ortaya çıkıyor hem de doğruluk oranı %60-70 arası olduğundan HPV’ye kıyasla çok daha yetersiz kalan bir yöntem. Ayrıca tercihimiz her halükarda tedaviden ziyade hastalığı önlemek yönünde. Ancak düzenli smear testi yaptırmak yine de aşı kapsamında olmayan HPV türleri bulaşını saptamak ya da aşı yaptıramayan bireyleri takip etmek için önemli.
Özetle devlet politikaları, aşının pahası, konu hakkında gerekli eğitim verilmemesi, toplumsal çekinceler, ahlak anlayışı derken birçok sebepten insanlar HPV aşısı yaptıramıyor. Kanser çok yıkıcı bir şey olmasına rağmen devlet büyüklerimizin başka öncelikleri var. Biz Sağlıkta Eşitlik Hareketi olarak bu öncelikleri kabul etmiyor, halk sağlığı için acilen harekete geçilmesi gerektiğini savunuyoruz. Bunun mücadelesini vereceğiz.
HPV aşısı ve rahim ağzı kanseri konusunda taleplerimiz şöyle:
- HPV aşısı ulusal aşı programına eklensin, aşı 11-12 yaşlarındaki tüm çocuklara uygulanmaya başlansın. 9-26 yaş aralığındaki aşısız bireyler ücretsiz aşılansın, 27-45 yaş aralğında doktorun gerekli gördüğü bireyler de aşıyı ücretsiz temin edebilsin.
- Çocuklara okullarda zorunlu cinsel sağlık eğitimi verilsin.
- Rahim ağzı kanseri ve HPV aşısı hakkında kamu spotları televizyonlarda, sosyal medya platformlarında gösterilsin.
- Bazı hastanelerde yürürlükte olan jinekolojide evli-bekar hasta ayrımından vazgeçilsin, her hasta kendi yaşam tarzına göre eşit koşullarda değerlendirilsin. Cinselliği tabulaştırma ve halkı muhafazakarlaştırma politikalarından vazgeçilsin.
- Düzenli tarama testleri konusunda kadınlar ve erkekler bilinçlendirilsin, doktorlar ve devlet bu tarama testlerine halkı teşvik etsin.
Bu taleplerin karşılanması hiçbir zaman kendi kendine olmuyor, ancak sağlık çalışanları, diğer emekçiler ve öğrenciler olarak örgütlü mücadeleyi büyütebilirsek isteklerimizi alabileceğiz.







